
Uzman Erbaşlarda “Aşırı Borçlanma” Nedeniyle Kendilerinden İstifade Edilememe (m.12/C-a)
Uzman erbaşın mücbir sebepler hariç "gelirinin çok üstünde borçlanmaya düşkün olması" ve borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmesi, idareye sözleşmeyi feshedip ilişiği kesme yetkisi verir. Bu, "kendilerinden istifade edilememe" başlığı altındaki katalog sebeplerden biridir. (3269 s. Kanun m.12/C) Benzer düzenleme ise 6413 Sayılı Kanunun 20. Maddesinin A bendinde yer alır.
1) Hukukî Dayanak & Çerçeve
- 3269 s. Uzman Erbaş Kanunu m.12/C-a: "Mücbir sebepler hariç gelirinin çok üstünde borçlanmaya düşkün olan ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirenler." Bu bent, "kendilerinden istifade edilememe" başlığı altında düzenlenmiştir.
- 6413 s. TSK Disiplin Kanunu m.20/a ise meseleye 3269 Sayılı Kanun ile paralel yaklaşmıştır: Aşırı borçlanma ve borçları ödeyememe disiplinsizliği; nafaka, büyük ekonomik dalgalanma, sağlık gideri, doğal afet gibi zorunluluk halleri hariçtir. (Bu metin disiplin cezası yönünü düzenler; 3269 m.12/C ise sözleşme feshi/ilişik kesmeye yönelir.) Ancak her iki ihtimalde de ilişik kesme sonucu ortaya çıkar.
- İlişiği kesilen bir uzman erbaş, genellikle bir daha Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde göreve başlayamaz. Kanunun 12. maddesi bu sonucu açıkça öngörmektedir.
2) Aşırı Borçlanmanın Unsurları
2.1.Gelirin "çok üstünde" borçlanma ve "düşkünlük"
Bu durum, tek seferlik bir borçlanma veya kısa süreli bir ödeme gecikmesiyle oluşmaz. Kanun, "gelirinin çok üstünde borçlanma" ve "borçlanmaya düşkünlük" ifadeleriyle süreklilik, alışkanlık ve ölçüsüzlük unsurlarını birlikte arar.
Yani, kişinin gelirine oranla borç yükü istikrarlı biçimde artıyor, gelirin önemli kısmı kesintilere gidiyor ve borçlanma davranışı olağan hale gelmişse, bu hâl idare tarafından dikkatle değerlendirilir.
Kredi ve kredi kartı borçlarının aşırılaşması, sürekli tüketici kredisi kullanımı, senet veya şahsi borçlar nedeniyle çok sayıda icra takibi başlatılması ya da maaşın önemli bölümünün kesintiye uğraması bu kapsama girebilir. Özellikle, kuruma arka arkaya gelen maaş haczi yazıları veya icra müdürlüklerinden yapılan kesinti taleplerinin artması, ilgili personel hakkında "gelirinin çok üstünde borçlanma" şüphesini doğurabilir.
Bu durumda idare, personelin mali durumuna ilişkin bilgi toplayabilir, yazılı savunma isteyebilir ve sürecin devamında "kendilerinden istifade edilememe" kapsamında işlem başlatabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, her borçlanma bu sonucu doğurmaz; borcun miktarı, tekrarı, ödenme biçimi ve görev performansına etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
2.2."Borçları ödememeyi alışkanlık haline getirme"
- Bu unsurda, kişinin mali yükümlülüklerini yerine getirmeme davranışının süreklilik kazanması aranır. Yani, tek bir ödeme gecikmesi veya kısa süreli aksama yeterli değildir. Kanunun aradığı durum, borçlarını düzenli biçimde ödememek, söz verilen ödeme planlarını sık sık ihlal etmek, yapılandırmaları bozmak ve borçlarını sürekli erteleme alışkanlığı geliştirmek gibi davranış örüntüleridir.
- Kişinin hakkında tekrarlayan icra takipleri açılması, birden fazla kurum veya kişi tarafından aynı dönemde alacak takibine konu edilmesi, maaş kesintilerinin sürekli hale gelmesi veya borçlarını kapatmak için yeniden borçlanmaya yönelmesi bu alışkanlığın göstergeleri olarak değerlendirilebilir.
- Bu tür durumlar idarenin dikkatini çeker; çünkü borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getiren personelin görev performansı, disiplin anlayışı ve mali güvenilirliği sorgulanır.
Dolayısıyla bu eğilimin devam etmesi, idare tarafından "kendilerinden istifade edilememe" sürecinin başlatılmasına zemin hazırlayabilir. - Ancak yalıtık ve tek seferlik ödeme gecikmeleri veya geçici ekonomik sıkıntılar, tek başına bu madde kapsamında değerlendirilmemelidir. İdare açısından önemli olan; davranışın süreklilik göstermesi, alışkanlık niteliği kazanması ve görev disiplinini etkileyecek ölçüde tekrarlamasıdır.
2.3."Mücbir sebep hariç" şartı
- Doğal afet, ağır hastalık/tedavi, ani ülke çaplı ekonomik şoklar, nafaka, trafik kazası vb. zorunlu/öngörülemez nedenler ile ortaya çıkan borçlar dışlanır; kişi kusuru baskınsa madde uygulanır. (6413 m.20/a'daki örnekler yol göstericidir.)
3) İdarenin Yükümlülükleri (Süreç ve Ölçülülük)
3.1.Belgelendirme
İdare, "gelirinin çok üstünde borçlanma" veya "borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirme" iddiasını soyut kanaatlerle değil, belgelere dayanarak ortaya koymalıdır.
Bu kapsamda; Personelin maaş bordroları, banka hesap hareketleri, icra dosyası özetleri, maaş kesintisi yazıları, Borç-gelir oranını gösteren mali analiz tabloları, Borçların mücbir sebepler dışı nedenlerle oluştuğuna ilişkin tutanaklar, İcra takiplerinin sayısı ve sıklığına dair kronoloji dosyada bulunmalıdır. Belgelendirme süreci aynı zamanda ölçülülük denetimi açısından da önemlidir. Çünkü mahkemeler, idarenin elindeki verilerin yeterli olup olmadığını, kişisel kusurun belirgin biçimde ortaya konup konmadığını özellikle inceler.
3.2.Savunma Hakkı
Hiçbir uzman erbaş, savunması alınmadan "kendilerinden istifade edilememe" kapsamında ilişiği kesilemez. Bu nedenle idare;
- Personeli yazılı olarak bilgilendirmeli,
- Hakkında yürütülen sürecin dayandığı somut olayları ve belgeleri açıkça bildirmeli,
- Yazılı savunma ve delil sunma hakkı tanımalıdır.
Aksi halde, bu durum 2577 sayılı İYUK m.2 ve m.27 kapsamında "savunma hakkının kısıtlanması" gerekçesiyle işlemin iptaline yol açabilir. Mahkemeler, özellikle savunma alınmadan yapılan fesihlerde "usule aykırılık" tespit ederek yürütmeyi durdurma kararı verebilmektedir.
3.3.Ölçülülük İlkesi
Her borçlanma veya ödeme gecikmesi, tek başına sözleşmenin feshi sonucunu doğurmaz. İdare, işlem tesis etmeden önce şu soruları sormalıdır:
- Borçlanma geçici mi yoksa sürekli mi?
- Mücbir sebep veya kişisel kusur var mı?
- Borçlanma, görevi yerine getirmeyi veya disiplin düzenini ne ölçüde etkiledi?
İlişik kesme, en ağır yaptırımlardan biridir; bu nedenle daha hafif tedbirlerin (örneğin uyarı, rehberlik, mali danışmanlık, ödeme planı takibi) mümkün olduğu hâllerde doğrudan fesih yoluna gidilmemelidir. Danıştay da bu tür dosyalarda, idarenin ölçüsüz davrandığını tespit ederse fesih işlemini iptal etmektedir.
4.Değerlendirme Ölçütleri
İdare, her olayı kendi içinde değerlendirirken aşağıdaki hususları dikkate almalıdır:
4.1.Borcun doğuş nedeni:
- Kişisel kusur, aşırı tüketim alışkanlığı, bahis/kumar, keyfi harcamalar mı söz konusu?
- Yoksa doğal afet, sağlık gideri, aile yükümlülükleri gibi mücbir bir sebep mi?
4.2.Toplam borç-gelir oranı:
- Borç miktarı personelin aylık gelirini birkaç kat aşıyor mu?
- Maaşın yüzde kaçına fiilen haciz uygulanıyor?
4.3.Ödeme davranışının sürekliliği:
- Kişi borçlarını ödemiyor mu, yoksa düzensiz ama çaba gösteriyor mu?
- Tekrarlayan icra takipleri var mı?
4.4.Görev disiplinine etkisi:
- Borç nedeniyle devamsızlık, disiplinsizlik, moral bozukluğu veya amirlerle sorun yaşanmış mı?
- Birliğe, çevreye, kamu itibarına olumsuz yansımış mı?
4.5.Birlik içi yansımalar:
- Mali sıkıntılar nedeniyle diğer personelle çatışma, görev dışı davranışlar, güven kaybı oluşmuş mu?
Bu ölçütler, hem idarenin adil karar verebilmesi hem de olası yargısal denetimde işlemin hukuka uygun sayılabilmesi açısından hayati öneme sahiptir.
5.Uygulamada Sık Görülen Hatalar (İptal Sebebi Olabilir)
- Aşırı borçlanma gerekçesiyle sözleşme feshi veya ilişik kesme işlemleri, idare açısından dikkatli yürütülmesi gereken süreçlerdir. Uygulamada bazı hatalar, işlemin usul ve gerekçe yönünden sakat hale gelmesine ve mahkemece iptaline yol açmaktadır. En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
5.1.Mücbir Sebep Analizinin Yapılmaması / Soyut Gerekçe
Sadece "personel borçludur" veya "borçlanma oranı yüksektir" demek yeterli değildir. İdare, borcun nedenini, kişisel kusur olup olmadığını ve zorunlu hallerin bulunup bulunmadığını açık biçimde incelemelidir. Örneğin; uzun süreli hastalık, deprem, nafaka yükümlülüğü veya ailevi kriz gibi mücbir sebepler, borçlanmayı kaçınılmaz hale getirmiş olabilir. Bu analiz yapılmadan, sadece "borçlu olma hali" gerekçesiyle yapılan fesih işlemleri, somut neden-sonuç bağı kurulmadığı için mahkemelerce sıklıkla iptal edilmektedir.
5.2.Tekil Vakadan Feshe Atlama
Kanun "alışkanlık" ve "düşkünlük" kavramlarını kullanır; bu nedenle bir veya iki gecikme, tek icra dosyası veya geçici mali sıkıntı, fesih için yeterli değildir.
Bazı idareler, tekil bir borç veya kısa süreli icra takibi nedeniyle "kendilerinden istifade edilememe" sonucuna varmakta, ancak bu tutum ölçülülük ve süreklilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Mahkemeler, bu tür işlemlerde "davranışın sürekliliği kanıtlanmamıştır" gerekçesiyle iptal kararı verebilmektedir.
5.3.Belge Eksikliği
İdarenin elinde somut belge olmadan, sadece istihbarî notlara, soyut kanaatlere veya şifahi beyanlara dayanarak işlem tesis etmesi, ciddi usul hatasıdır.
Belgelendirme; maaş haczi yazıları, icra dosyası özetleri, banka kayıtları gibi objektif evraklarla yapılmalıdır. Belge eksikliği, idari işlemin dayanaklarının "belirsiz ve denetime kapalı" hale gelmesine yol açar ve bu da işlemin iptal nedenidir.
5.4.Ölçüsüzlük
İdarenin, daha hafif ve iyileştirici tedbirleri denemeden doğrudan sözleşme feshi yoluna gitmesi "ölçüsüzlük" oluşturur. Personelin mali durumu düzeltilmeye çalışılmadan, örneğin; Uyarı verilmeden, Mali danışmanlık veya rehberlik fırsatı tanınmadan, Kısa süreli izleme/iyileştirme süreci uygulanmadan
fesih yapılması, idari işlemin amaç unsurunu sakatlar.
Danıştay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, idarenin elindeki takdir yetkisi keyfi değil, kamu yararı ve ölçülülük çerçevesinde kullanılmalıdır.
Bu nedenle, personelin davranışında kalıcı bir alışkanlık oluştuğu somut biçimde kanıtlanmadıkça, fesih işlemi son çare (ultima ratio) olarak değerlendirilmelidir.
6.Savunma Stratejileri (Personel Açısından)
Aşırı borçlanma nedeniyle "kendilerinden istifade edilememe" süreci başlatılan uzman erbaşlar için, etkili bir savunma büyük önem taşır.
Savunmanın amacı; borçlanmanın kusurdan değil zorunluluktan doğduğunu, alışkanlık düzeyine ulaşmadığını, görev performansını etkilemediğini ve fesih işleminin ölçüsüz olduğunu ortaya koymaktır.
6.1.Mücbir Sebep / Zorunluluk Anlatımı
Kanun açıkça "mücbir sebepler hariç" ifadesini kullanır. Bu nedenle savunmada ilk hedef, borçlanmanın mücbir sebepten kaynaklandığını ortaya koymaktır.
Aşağıdaki belgeler savunmada kullanılabilir:
- Uzun süreli sağlık raporları veya tedavi giderlerini gösteren belgeler (örneğin aile bireyinin ciddi rahatsızlığı, ameliyat, diyaliz vb.),
- Deprem, yangın, sel gibi afet sonrası oluşan maddi zarar belgeleri,
- Nafaka ödemelerine ilişkin mahkeme kararları,
- Trafik kazası, maluliyet veya ailevi kriz nedeniyle doğan zorunlu giderlerin belgeleri,
- Ülke genelindeki ekonomik dalgalanmalar veya enflasyon kaynaklı borç artışlarını gösteren belgeler (özellikle sabit gelirli personel açısından savunmayı güçlendirir).
6.2.Savunmada bu belgelerle birlikte şu vurgular yapılmalıdır:
- "Borçlanma kişisel tercihlerimden değil, zorlayıcı koşullardan kaynaklanmıştır. Bu borçlanma davranışı süreklilik arz etmemekte, mücbir bir durumun geçici etkisidir." Böyle bir anlatım, 6413 sayılı Kanun'un 20/a maddesindeki "zorunluluk" örnekleriyle de paraleldir ve savunmaya hukukî zemin kazandırır.
6.3. Alışkanlık Olmadığını Gösterme
Bu madde kapsamına girebilmek için borçlanma ve ödememe davranışının alışkanlık haline gelmiş olması gerekir. Personel savunmasında, bu davranışın süreklilik taşımadığını açıkça göstermelidir. Bunun için:
- Borçların büyük kısmının kapatıldığına veya düzenli ödemelerin devam ettiğine dair banka dekontları,
- Yapılandırma planlarının yerine getirildiğini gösteren belgeler,
- Sadece kısa dönemli bir ekonomik sıkıntı yaşandığını anlatan açıklamalar,
- Yeni borçlanmaya yönelinmediğini veya borçlanmanın azaldığını gösteren veriler sunulabilir.
Ayrıca şu ifadeler kullanılabilir:
"Borçlanma dönemsel bir mali sıkıntıdan kaynaklanmıştır. Borçlarımı yapılandırdım, ödemelerim düzenli olarak sürmektedir. Borçlarımı ödememeyi alışkanlık haline getirmedim." Bu tarz beyanlar, "alışkanlık" unsurunu çürütür ve işlemin iptaline dayanak olabilir. Unutmayın; yargılamanın temeli savunmadır.
6.4. Göreve Etkisi Olmadığını Ortaya Koyma
İdarenin değerlendirmesinde, borçlanmanın görevi olumsuz etkileyip etkilemediği çok önemlidir. Savunmada, borçlanma sürecinin görev performansına hiçbir zarar vermediği somut olarak vurgulanmalıdır. Delil olarak:
- Amir takdir belgeleri, teşekkür yazıları,
- Disiplin cezası bulunmadığına dair belgeler,
- Devamsızlık yapılmadığını veya görev aksaması olmadığını gösteren çizelgeler,
- Birlik içinde güven ve saygının korunduğunu belirten şahit beyanları veya üst yazılar sunulabilir.
Savunmada şu tarz bir vurgu yapılabilir: "Mali durumum görev sorumluluklarımı hiçbir şekilde aksatmamıştır. Disiplin cezam bulunmamaktadır, tüm görevlerimi eksiksiz yerine getirdim. Borçlanma özel hayatımda kalmış, mesleki performansımı etkilememiştir." Bu vurgu, işlemin "görevle illiyet bağı kurulmadığı" gerekçesiyle iptal edilmesini sağlayabilir.
6.5. Orantısızlık ve Alternatif Tedbir Vurgusu
İdarenin doğrudan ilişik kesme veya sözleşme feshi yoluna gitmesi, çoğu zaman ölçülülük ilkesine aykırılık olarak değerlendirilir. Savunmada, idarenin daha hafif tedbirleri uygulayabileceği vurgulanmalıdır. Örneğin:
- Uyarı verilmeden,
- Mali danışmanlık / rehberlik önerilmeden,
- Gözlem veya iyileştirme süresi tanınmadan doğrudan fesih yapılması, ağır bir işlemdir.
Savunmada şu ifadeler yer alabilir: "Mali durumum düzeltilebilecek niteliktedir. İdare, uyarı veya rehberlik gibi daha hafif yöntemleri denemeden doğrudan ilişiğimi kesmiştir. Bu durum, ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır." Bu argüman özellikle yürütmenin durdurulması taleplerinde etkili olur, çünkü mahkemeler "idarenin daha hafif bir önlemle amacına ulaşabileceği" kanaatine varırsa, işlemin uygulanmasını durdurabilir.
Pratik Savunma Önerileri
- Belgelerinizi kronolojik sırayla sunun: Borçların doğduğu tarih, yapılandırma ve ödeme tarihleri net olmalıdır.
- Kısa ama net anlatım: Uzun özür metinleri yerine neden-sonuç ilişkisini açıkça kurun.
- Maaş bordrosu, ödeme dekontu ve takdir belgelerini bir arada sunmak, hem mali hem performans yönünden dengeyi gösterir.
- Savunma tarihini kaçırmayın: İdareye tebliğden itibaren genelde 7 günlük süre tanınır; zamanında verilmelidir. Hak kaybına uğrayabilirsiniz.
7.Karar ve İçtihat Notu
- Danıştay'ın, 12. madde ve "kendilerinden istifade edilememe" çerçevesindeki işlemlerde kanunilik ve somut dayanak aradığı; önceki dönem "yönetmelikle düzenleme" yaklaşımına dair tartışmaları da anan kararları vardır (norm denetimi ve uygulama kararları). İdare lehine de, aleyhine de kararlar mevcuttur; ortak payda: belge, gerekçe ve ölçülülük. Etkin bir savunma için profesyonelden yardım almak hayat kurtarabilir.
8.Dava Açma Süresi
- İşlem tebliğinden itibaren 60 gün (İYUK m.7). Süre hak düşürücüdür; kaçırılırsa iptal davası reddedilebilir.
9. Görevli ve Yetkili Mahkeme
9.1. Görevli Mahkeme:
Aşırı borçlanma nedeniyle tesis edilen sözleşme feshi veya ilişik kesme işlemlerine karşı açılacak davalarda görevli mahkeme, idare mahkemesidir.
Bu tür davalar, idari işlem iptali niteliğinde olduğundan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine tabidir.
9.2 Yetkili Mahkeme:
Yetki belirlemesi, personelin statüsüne göre farklılık gösterir:
9.3.Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrinde görev yapan uzman erbaşlar açısından,
→ Yetkili mahkeme, personelin son görev yerinin bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu kurumlar "genel kolluk" statüsünde sayıldığından, görev yapılan ilin idari sınırları yetki belirlemesinde esas alınır.
Örnek: İzmir İl Jandarma Komutanlığı'nda görevliyken ilişiği kesilen personel, davayı İzmir İdare Mahkemesi nezdinde açar.
9.4.Türk Silahlı Kuvvetleri (Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri) personeli için ise,
Yetkili mahkeme, işlemi tesis eden komutanlığın bağlı bulunduğu bölge idare mahkemesinin yargı çevresindeki idare mahkemesidir. Çünkü TSK personeli "asker kişi" statüsünde olup, işlemler genellikle Genelkurmay, Kuvvet Komutanlığı veya bağlı karargâh düzeyinde tesis edilir.
Örnek: Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli hakkında tesis edilen işlem için yetkili mahkeme, Ankara İdare Mahkemesi'dir.
10.Yürütmenin Durdurulması (YD)
- İYUK m.27 uyarınca (i) açık hukuka aykırılık ve (ii) telafisi güç/imtina edilemez zarar şartları birlikte aranır.
- Dosyada; mücbir sebepleri, alışkanlık unsuru yokluğunu, belge eksikliğini ve ölçüsüzlüğü güçlü biçimde ortaya koymak YD şansını artırır.
SIK SORULAN SORULAR – SAVUNMA SÜRECİ
1. Aşırı borçlanma nedeniyle savunma istenirse ne yapmalıyım?
Savunma yazısında önce borçlanmanın nedenini net biçimde açıklayın.
Borçlarınız mücbir sebeplerden (örneğin sağlık harcaması, afet, nafaka) doğduysa bunu mutlaka belgelerle gösterin. Savunmada özür dilemek yerine, durumu kontrol altına almak için neler yaptığınızı anlatın.
Örnek: "Borçlarım sağlık giderlerinden kaynaklanmış olup yapılandırma yaptım, ödemelerim düzenli devam etmektedir."
2. Savunmamı ne kadar sürede vermeliyim?
Savunma istem yazısı size tebliğ edildiğinde genellikle 7 gün içinde yanıt verilmelidir. Bu süre içinde savunma verilmezse, idare "savunma hakkından feragat" varsayımıyla işlem tesis edebilir. TSK personeli için süre daha az verilebilir, bu konuda savunma istem yazınızı takip etmek en doğru seçenek olacaktır.
3. Borçlarımı kapattım ama ilişiğim kesildi, tekrar dönebilir miyim?
Uygulamada, 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında ilişiği kesilen uzman erbaşların TSK'ya yeniden alınması mümkün değildir. Ancak işlem hatalıysa (örneğin mücbir sebep göz ardı edilmişse), 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilirsiniz. Mahkeme, işlemin ölçüsüz veya eksik incelemeye dayalı olduğunu tespit ederse yürütmeyi durdurma kararı verebilir. Özetle; 60 gün içerisinde iptal davası açılmaz ise işlem kesinleşir. Bu bağlamda borçlarınızı ödeseniz dahi dava açma süresini kaçırdıktan sonra geri dönüş mümkün olmayacaktır.
4. Yapılandırma yaptım, bu benim lehime olur mu?
Evet. Borçlarınızı yapılandırdığınızı ve düzenli ödemelere başladığınızı göstermek, "alışkanlık" unsurunu ortadan kaldırır. Bu durumda idare, "ödememeyi alışkanlık haline getirme" unsurunu ispatlayamaz.
Not: Yapılandırma dekontları, banka ödemeleri ve maaş kesintisi belgeleri savunmaya mutlaka eklenmelidir.
5. Savunmamda amir takdirleri işe yarar mı?
Kesinlikle evet. Amirlerden alınan takdir, teşekkür veya başarı belgeleri, borçlanmanın görev performansınızı olumsuz etkilemediğini gösterir.
Bu belgeler, idarenin "görevine zarar verdi" gerekçesini zayıflatır.
6. Savunmada kullanabileceğim belgeler neler olabilir?
- Maaş bordroları ve banka ekstreleri
- Yapılandırma ve ödeme dekontları
- Sağlık/afet/nafaka belgeleri (mücbir sebepler için)
- Takdir/başarı belgeleri
- Disiplin cezası bulunmadığına dair yazı
- Amir veya birimden alınmış olumlu görüş yazısı
7. Savunmamı nasıl bitirmeliyim?
Savunmayı daima saygılı, ölçülü ve kanun vurgulu biçimde tamamlayın.
Örneğin: "Borçlanma davranışım geçici bir zorunluluk sebebine dayanmaktadır. Görevime sadakatim ve disiplin anlayışım devam etmektedir. Sayın Komutanlığımızın takdirine sunar, hakkımda ölçülü bir değerlendirme yapılmasını arz ederim."
9.Sözleşme feshinde tazminatım ödenir mi?
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununu ve Uzman Erbaş Yönetmeliğinde bu hususta 12. ve 13. maddeler yer almaktadır. Uzman çavuşların aşırı borçlanma gerekçesiyle sözleşmelerinin feshi durumunda tazminat ödenmez.
Kısa Özet
- Belirlenen süre içinde savunma verin.
- Mücbir sebepler varsa belgeleyin.
- Düzenli ödeme yaptığınızı ispatlayın.
- Amir takdir belgelerini ekleyin.
- Ölçülülük ve iyi niyet vurgusu yapın.
Uzman Erbaşlar Uzman Çavuşlar İçin Aşırı Borçlanma Savunma Dilekçesi Örneği
Uzman Erbaşlarda Aşırı Borçlanma Savunma Dilekçesi Örneği
(3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu m.12/C-a kapsamında – Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli için)
Konu: 3269 sayılı Kanun'un 12/C-a maddesi uyarınca "aşırı borçlanma" iddiasına ilişkin savunmamdır.
Sayın Komutanım, Hakkımda "gelirimin çok üstünde borçlanmaya düşkün olduğum ve borçlarımı ödememeyi alışkanlık haline getirdiğim" yönünde değerlendirme yapıldığı bilgisi tarafıma ulaşmıştır. Öncelikle belirtmek isterim ki borçlanmam tamamen mücbir sebepler sonucu doğmuştur. Ailemde uzun süredir devam eden sağlık sorunları ve deprem sonrası oluşan zararın giderilmesi amacıyla kredi kullanmak zorunda kaldım. Bu borçlanma, geçici bir dönem için finansal dengeyi koruma amacı taşımaktadır. Borçlarımı ödememeyi alışkanlık haline getirmiş değilim. Tüm borçlarımı yapılandırmış, düzenli olarak ödemekteyim. Borç kapama planım ve ödeme dekontlarım ektedir. Görev sürem boyunca hiçbir disiplin cezası almadım, devamsızlık yapmadım, görev performansım amirlerim tarafından olumlu olarak değerlendirilmiştir. Borçlanma durumum görevimi aksatmamış, kamu hizmetinin yürütülmesine engel teşkil etmemiştir. Bu nedenle hakkımda 3269 sayılı Kanun'un 12/C-a maddesi kapsamında işlem tesis edilmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olacağı kanaatindeyim. Gereğini saygılarımla arz ederim.
TSK Personeli İçin Aşırı Borçlanma Savunma Dilekçesi Örneği
(6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu m.20/a kapsamında – Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri personeli için)
Konu: 6413 sayılı Kanun'un 20/a maddesi uyarınca "aşırı borçlu olma disiplinsizliği" iddiasına ilişkin savunmamdır.
Sayın Komutanım, Tarafıma tebliğ edilen yazı ile "aşırı borçlu olma disiplinsizliği" kapsamında savunmamın istenildiği anlaşılmıştır. Tarafımdan yapılan borçlanma, kişisel kusurdan değil zorlayıcı sebeplerden kaynaklanmıştır. Eşimin uzun süredir devam eden sağlık giderleri ile ailemde meydana gelen beklenmedik masraflar nedeniyle geçici bir finansal sıkıntı yaşanmıştır. Bu dönemde kullandığım kredi, görevimi sürdürmemi sağlayan zorunlu bir araçtır. Borçlarımı ödememeyi alışkanlık haline getirmedim. Kredi borçlarım düzenli olarak ödenmektedir. Hakkımda yürütülen icra takibi bulunuyor olsa da düzenli bir şekilde ödeme yapmaktayım. Görevim süresince disiplinli, dikkatli ve özverili şekilde çalıştım. Borçlanma davranışım, ne görev performansımı ne de disiplin anlayışımı olumsuz etkilemiştir. 6413 sayılı Kanun'un 20/a maddesinde açıkça belirtildiği üzere, "nafaka, büyük ekonomik dalgalanma, sağlık gideri, doğal afet gibi zorunluluk halleri" bu kapsamda değerlendirilmez. Borçlanmam bu zorunluluk hallerine dayanmaktadır. Bu nedenle hakkımda disiplin cezası tesis edilmemesini, mevcut durumun zorunluluk kaynaklı ve geçici olduğunun değerlendirilmesini arz ederim. Gereğini saygılarımla arz ederim.
Savunma Hazırlarken Dikkat Edilecek Hususlar:
- Savunma tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde verilmelidir.
- Belgeler (dekontlar, sağlık raporları, afet tutanakları, yapılandırma belgeleri) mutlaka eklenmelidir.
- Savunma dilekçesi elden teslim ediliyorsa, "alındı" belgesi alınmalıdır.
- Savunmada "mücbir sebep", "alışkanlık yokluğu" ve "göreve olumsuz etkisi bulunmama" unsurlarına mutlaka yer verilmelidir.
Faydalı olması dileğiyle. Bu içerik Avukat Can SEVER tarafından hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır. © 2025 MemurMevzuat | Tüm hakları saklıdır. "Memur Mevzuat" markası altında yayımlanan tüm yazılar, bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışma niteliğinde değildir.
Bu sayfa içeriği, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilmeden veya izin alınmadan alıntı yapılması, kopyalanması ya da yeniden yayımlanması yasaktır.